Anasayfa

YAŞLILAR:

65 yaş ve üzeri olarak kabul edilen Yaşlılık dönemi, bireyin geçmişini daha sıklıkla sorguladığı bir dönemdir. Birey geçmişinin muhasebesini yapar ve yaşam doyumuna odaklanır. Eğer geçmişinde kendisine doyum veren bir hayat yaşamışsa, hedeflerine, isteklerine, ideallerine yaklaşabilmişse, yaşlılığı daha kolay kabullenir. Bu, bir bakıma geçmişteki yaşantıların tümüyle kendisine ait olduğunun kabullenişi, geleceğin korku ve endişe ile karşılanmamasıdır. Bu durumda birey, üretkenlik döneminde yapamadığı etkinliklere katılabilir. Seyahat etmek, okumak, daha genişlemiş olan ailesine ve arkadaşlarına zaman ayırmak gibi, yaşamını zenginleştiren şeyler yapabilir. Yok eğer geçmişinde doyum veren bir hayat yaşamamış ise, pişmanlık, geçmiş günlerin iyi yaşanmamış olduğu duygusu, yeni baştan yaşama özlemi ve ölüm korkusu ortaya çıkar. Bu çağın tehlikesi, umut yitimi ve ölüm korkusudur. Vakit artık bitmek üzeredir ve yeni baştan yaşamaya olanak yoktur. Ölüm korkunç bir sondur. Daha önceki yaşam dönemlerini sağlıklı geçirmiş yaşlılar ise ölümü yaşamın doğal bir parçası olarak görür ve korkmaz. Yeni baştan yaşayabilseydim isteği yoktur. Ürettiklerinden hoşnut ve huzurludur.

Yaşlılığı kabullenme her bireyin dinamiklerine göre değişir. Maddi olarak güvencesi olması ya da az olması, ailesi ve dostları içinde sevdiği kişileri kaybetmiş olması, kendini fazlalık olarak hissetmesi, yakınlarına yük olduğunu varsayması yaşlı kişileri etkileyebilir. Huzursuz bir dönem başlayabilir ve yaşlı kişi depresyona girebilir.

Yaşlılığı zor bir yaşam dönemi haline getiren en önemli etmenlerden birisi, mental kayıplardır. Algılamada yaşlanmayla birlikte bir azalma, yaratıcı yeteneklerde bir azalma, dikkatsizlik, düşünme hızında yavaşlama gibi durumlar hayatı zorlaştırır. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya, hareketlerindeki yavaşlama da eşlik edebilir. Ribot kanununa göre, yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalır ve yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur. Buna karşın yaşam deneyimleri ile birey zenginleşmiş olduğundan, iyi bir değerlendirme ve zengin konuşma dili ise kazançlarıdır.

Zihinsel değişikliklere paralel olarak, kişilikte de değişiklikler oluşabilir. Yeni durumlara uyum sağlayabilme, yeni düşünceleri kabul etmede güçlük yaşayabilir. Çevreye karşı daha az ilgili, kendi bedenine ve kendine karşı daha ilgili olup, ilişkilerde daha derin ve seçici olabilirler. Yeniliklerden ürkebilirler ve eski yaşamlarını özleyerek genç nesille aralarındaki uzaklık artamaya başlayabilir. Ayrıca aşırı tutumluluk, kişisel eşyalarına karşı bağımlılık geliştirebilirler.

Yaşlılıkla birlikte bedende fiziksel yakınmalar da artar. Sağlıklarına aşırı önem verme, her gün bir hastalıktan söz edip, sık sık doktora başvurmalar artabilir. yaşlılıkta en sık görülen psikolojik hastalıklar , Depresyon, Mani, Anksiyete Bozukluklarıdır. Yaşlılıkta en sık görülen organik kökenli hastalıklar ise, Demans ( Bunama ), Alzheimer , Deliriyum olmaktadır.

 

Yaşlılıkta karşılaşılacak 3 önemli sorun ise:


- Demans ve Alzheimer

- Menopoz

- Estetik ve Güzellik


Detaylı bilgi almak için konuların üzerine tıklayınız.



DEMANS VE ALZHEİMER

Demans Nedir?
Demans (bunama), kişide ilerleyen yaş ile , beyindeki bir takım değişmeler sonrası oluşan bellekte bozulmanın (yakın döneme ait hafızada güçlükler) yanı sıra, konuşma, söylenen şeyleri ya da daha önce bilinen şeyleri yapamama, çevresindeki eşya ve varlıkları tanıyamama; hesaplama, plan yapma, yürütme, sorunları çözme, davranışları yeri geldiğinde sonlandırabilme, uygun yargıda bulunma gibi daha çok beynin frontal bölgesine ait becerilerde kayıplar ile kendini gösteren ilerleyici bir rahatsızlıktır. Demans yaşlılıkta en sık görülen hastalık grubunu oluşturur ve yaklaşık olarak % 60 kadarı Alzheimer dediğimiz rahatsızlıktan dolayı ortaya çıkmaktadır.

Alzheimer Nedir?
Alzheimer beyinde yıkılma ve yozlaşma hastalığı olarak tanımlanmıştır. Yaşlılık öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen bunama nedenidir. Birey, daha önce öğrendiği bilgileri veya yeni öğrendiği bilgileri hatırlamakta sürekli güçlük çeker. Yeni bilgileri öğrenmekte ve saklamakta zorlanır. Hastanın duyu - organ işlevlerinde bozukluk görülmez ama objeleri tanımada ve tanımlamada güçlük çekmeye başlar. Yaşlılık öncesi başlayan Alzheimer hızlı gelişmesine karşın yaşlılıkta başlayan Alzheimer ağır ve sinsi gelişir. Hastanın kişiler arası ilişkilerini ve toplumsal rolünü olumsuz etkileyerek, geriye dönemeyerek ilerler. Hasta ruhsal bir gerileme de yaşayarak sonunda çöküntüye gidebilir.

Hangi yaş grubunda , ne oranda görülür?
65 yaş üzerindeki grubun % 2-4'ünde, 85 yaş üzerinde ise % 20 oranında görülmektedir

Belirtiler ve Bulgular Nelerdir?
1. Genel görünüm ve davranış: Hasta iyi bakım görmüşse dış görünüşünde belirgin bir özellik olmayabilir. Fakat çoğu kez genel görünümüne karşı ilgisiz ve savruktur.
2. Konuşma ve iletişim: Değişik derecelerde duraklamalar, konuşma ve kelime bulma güçlüğü olabilir. Aynı konu ya da sözcükleri sürekli biçimde yineleyebilir. Bilişsel bozukluk yüzünden ilişki kurmak güçtür.
3. Duygulanım :Depresyon, mani, ve apati (ilgisizlik) oldukça sık karşılaşılan durumlardır.
4. Bilişsel yetiler : En önemli bozukluk üst düzey kortikal işlevlerdedir. Algı ve dikkat dağınıktır. Bellekte yaygın bir bozukluk vardır. Soyut düşünme yetisi zayıflamıştır. Yargılama bozulmuştur.
5. Düşünce süreci ve içeriği : Düşünce fakirleşmiştir,çağrışımlar kopuk ve dağınıktır. Endişeler, saplantılar, kuşkular ve sanrılar görülebilir.
6. Fizik ve Fizyolojik belirtiler : Genellikle uyku çok bozulur. Uykusuzluk ya da uykuya aşırı eğilim görülebilir. İştahsızlık ya da aşırı yeme görülebilir. Süregen ve inatçı kabızlık da sık görülen problemlerdendir.

Alzheimer Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?
Bu hastalığın belirtileri her zaman aynı değildir ; kişilik, fiziksel koşullar ve kişisel yaşam tarzının belirtiler üzerinde etkisi olabilir. Bir uzman (nörolog, nöropsikolog, psikiyatr, geriyatr, geropsikiyatr), bazı özel testleri de kullanarak bir klinik görüşme ile hastalığın tanısını koyabilir.

Ne Zaman Şüphelenmeli?
Eğer hastanız;
1 Yakın geçmişteki olayları ve insan isimlerinin unutmaya başladıysa,
2 Tarihleri unutma, evin yolunu bulma ya da yabancı yerlerde dolaşma güçlüğü sorunları yaşıyorsa,
3 Karara varmada güçlük çekmeye başladıysa,
4 Çalıştığı işe ve hobilerine olan ilgisi azaldıysa
İlk Alarm Zili Çalıyor Demektir....

EŞİNİZ, ANNENİZ, BABANIZ YA DA
ARKADAŞINIZDA BU BELİRTİLERİ GÖRDÜĞÜNÜZ İÇİN BELKİ DE DOKTORUNUZA BAŞVURDUNUZ BİLE.
EĞER HALA BAŞVURMADIYSANIZ ŞİMDİ ZAMANIDIR.

Alzheimer Hastalığının 3 Evresi:
Süreç boyunca üç farklı evre gözlenebilir. Bunlar özel bir takım "problemlerle" nitelenir. Bazıları evrelere özgüyken, bir kısmı ortaya hiç çıkmayabilir. Evreler arasında uzun yıllar geçebilir.

Birinci Evre :

Hafif ve genellikle ihmal edilen belirtiler:

Bellek kaybı (genellikle yakın geçmişteki olaylara ilişkin)
Günün tarihini hatırlama güçlüğü ( zaman dezoryantasyonu )
Bilinen mekanları tanıma güçlüğü, örneğin evdedir fakat nerede olduğunu karıştırabilir (mekan dezoryantasyonu ).
Karar verme güçlüğü( inisiyatif kaybı ) .
Kelime bulma güçlüğü. Bu ilk belirtiler nedeniyle, kişi ürkmüş, utanmış ya da kederli durumda olabilir.

İkinci Evre :

Günlük yaşam aktivitelerinin sürmesini engelleyen belirgin düzeyde belirti ve problemler :

Belirgin bellek problemleri ( örn. Aile üyelerinin isimlerini unutur )
Kendine yeterliliğin azalması ( örn. Yıkanma, giyinme gibi işlevlerde yardı gerekir )
Çevrede kaybolma
Konuşma bozukluğunda artma
Halusinasyonlar.

Üçüncü Evre :

Tam bağımlılık. Zihinsel bozukluklar belirgin fiziksel bozuklukla birliktedir:

Yardım edildiği halde beslenmede güçlük
Arkadaşları ve aile üyelerini Tanımada güçlük
Yürüme güçlükleri ( hasta yatağa bağımlı durumda mı? )
İdrar ve/veya gaita kaçırma
Belirgin düzeyde davranış bozuklukları.

Bir Tedavi Var mı ?

Maalesef, hastalığın nedeni henüz bulunamadığından, tam düzelme ya da "şifa" sağlayacak bir tedavi yoktur. Yine de, belirtileri azaltıp, hastaların yaşam kalitelerini yükseltecek bir dizi ilaç mevcuttur. Buna ek olarak, hem hastanın hem de hasta yakınının bu yeni gerçeğe uyum sağlamasını amaçlayan bir çok ilaç olmayan araç bulunmaktadır.
Tedavi, ekip olarak uygulanır. Bu ekipte psikoloğun rolü çok büyüktür. Çünkü psikolog, aynı zamanda hastanın birinci derece yakınları ile birlikte yaşayacak kişileri de eğitecektir. Bir uzman (nörolog, nöropsikolog, psikiyatr, geriyatr, geropsikiyatr), hastaya bunama tanısını koyar. Bu bunamanın iyileştirilebilecek diğer nedenlere bağlı olup olmadığı da hastane araştırmaları ile saptanır ve tedavi planı hazırlanır. Kelimelerin yegane iletişim araçları olmadıklarının akılda tutulması son derece önemlidir.Yüz ifadesi,jestler ses tonu ve temas zihinsel durumun aktarılmasını sağlayan temel iletişim araçlarıdır.

BELLEK VE YÖNELİM AŞAĞIDAKİ ZİHİN TESTİ İLE BASİT BİR BİÇİMDE SINANABİLİR.

BASİT BİR TEST

1- YAŞINI SORUN
2- SAATİNE BAKMADAN SAATİN KAÇ OLDUĞUNU SÖYLEMESİNİ İSTEYİN
3- RASGELE BİR ADRES SÖYLEYİN VE HATIRLAMASINI İSTEYİN
(Testin sonunda adresi tekrarlamasını söyleyin )
4- İÇİNDE BULUNULAN YILI SORUN
5- İÇİNDE BULUNULAN YERİ SORUN ( hastane adı, ev adresi vb. )
6- O SIRADA ÇEVRESİNDE BULUNAN VE ÖNCEDEN TANIDIĞI İKİ KİŞİNİN ADINI SORUN ( yakınları, doktoru vb. )
7- DOĞUM YILINI SORUN
8- CUMHURİYETİN KURULUŞ YILINI SORUN
9- CUMHURBAŞKANININ ADINI SORUN
10- 20'DEN GERİYE DOĞRU 1'ER SAYMASINI İSTEYİN

HER DOĞRU CEVAP İÇİN 1 PUAN VERİN

PUANI 6 YA DA DAHA AZ İSE DOKTORUNUZA BAŞVURUN

EĞER KENDİNE BAKIMINDAKİ AZALMAYI İZLEMEK İSTİYORSANIZ, GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ (GYA) ÖLÇEĞİNİ KULLANABİLİRSİNİZ.

GYA ÖLÇEĞİ

Bu ölçekte, gün boyunca genellikle hepimiz tarafından uygulanan 6 basit aktivite sıralanmıştır. Bir de, günlük yaşamda telefon gibi sıradan aygıtların kullanımını ya da sıradan faaliyetleri değerlendiren 8 puanlık Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri (EGYA) bulunmaktadır. Her iki ölçeği uygularken de, eğer söz konusu aktivite bağımsız olarak yerine getirilebiliyorsa 1 puan, getirilemiyorsa 0 puan verin.

S.KATZ, 1970
GYA :
1 BANYO 4 YEMEK
2 TUVALET 5 GİYİNMEK
3 YATMAK VE KALKMAK 6 İDRAR VE DIŞKI KONTOLÜ

6 PUAN = KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK

PUAN NE KADAR DÜŞÜKSE, KENDİNE BAKIM YETERLİLİĞİ O KADAR BOZUK DEMEKTİR.

EGYA : M.P.LAWTON ve E.M.BRODY

1 TELEFON 5 ÇAMAŞIR
2 ALIŞVERİŞ 6 ULAŞIM
3 YEMEK HAZIRLAMA 7 İLAÇLARINA KARŞI
4 EV İŞLERİ SORUMLULUĞU
8 PARA İŞLERİ

8 PUAN = KENDİNE BAKIMDA TAM YETERLİLİK

PUAN NE KADAR DÜŞÜKSE, KENDİNE BAKIM YETERLİLİĞİ O KADAR BOZUK DEMEKTİR.

Tüm bu bilgiler, size Alzheimer Hastalığını tanıtmak ve çevrenizdeki yaşlıları bu anlamda değerlendirebilmenizi sağlamak için verilmiştir.

Alzheimer şüphesi edindiğinizde, hastanızı mutlaka bir uzmana göstermelisiniz.

Teşhis konduktan sonra atılacak adım ise, iyi bir yaşam planı çizmek olacaktır ki merkezimizden bu konuda yardım alabilirsiniz. Uzmanımız tarafından hastanıza uygun bir ev planı çıkarılacak ve uygulamanız gereken davranış planlaması hazırlanacaktır.

Ayrıca bu planlamaları uygulama veya gereken koşuları sağlama imkanına sahip değilseniz, bu durumda en ideali bir bakımevine başvurmanız olacaktır. Hastanız, bulunacağı ortamdaki benzer özellikteki yaşıtları ile daha hoş vakit de geçirebilir. Bu durum utanılacak bir şey değil, bilakis kişinin daha sosyal bir yaşantı sürmesine olanak sağlayabilecek bir düzenlemedir.

Bunu yapmaya fikren hazır olamıyorsanız, uzmanımızdan bu konuda da yardım alabilirsiniz.

 


MENOPOZ

Menopoz Nedir?
Menopoz, bütün kadınlar için hayatlarının bir döneminde karşılaşacakları yeni bir başlangıçtır. Öncelikle menapozun ne olduğu doğru anlaşılmalıdır. Menopoz bazen hayat değişimi olarak ifade edilir ve özünde, kadının doğurganlık döneminden kısırlık dönemine geçişini tanımlar. Menopozun nedeni, yumurtalıklardan yeteri kadar östrojen salgılanışının kesilmesidir. Kısa bir süre öncesine kadar, bu durumu "kadınlığının bitmesi" olarak yorumlayıp, yakın arkadaşlarıyla dahi bu konuyu konuşmaktan çekinen kadınlar, artık menapozu yaşamlarının bu önemli dönüm noktası olarak görüyor ve konuyla ilgili daha çok bilgi sahibi olmak istiyorlar. "Menopoz nedir ?", "Bu dönemde beni neler bekliyor ?", "Bu dönemi nasıl daha rahat geçirebilirim?", "Hormon Replasman Tedavisi nedir ?" gibi sorulara yanıt arıyorlar.

Menopoz neden meydana gelir?
Her kadın doğurganlık yıllarındaki seks hormonlarının (örneğin östrojen, progesteron) yapımından sorumlu sabit sayıda yumurtalık folikülleri ile doğar. Herhangi bir zamanda tüm yumurtalık folikülleri kullanıldığında , yumurtalıklar seks hormonlarının yapımını keserler. Bu hormonların , özellikle östrojenin eksikliği durumu, menopoz ile sonuçlanır.

Menopoz ne zaman meydana gelir?
Menopoz zamanı kadından kadına büyük bir değişkenlik göstermekle birlikte, sıklıkla 45 - 55 yaşları arasında meydana gelir. Ortalama menopoz yaşı 51'dir.

Menopoz ne kadar süre devam eder?
Menopoz yumurtalıkların östrojen yapımını kesmelerinden itibaren gerçekleşen yeni bir hayat dönemidir. Hayatın geri kalanı boyunca devam eder.

Menopozda hangi değişiklikler yaşanır?
En sık görülen belirtiler,sıcak basmaları ve gece terlemeleridir. Aynı zamanda uykusuzluk ve huzursuzluk şikayetleri de görülebilmektedir. Bu belirtiler, birkaç aydan birkaç yıla kadar devam edebilir. Terlemeler ve sıcak basmaları (sıcak dalgaları) sıklıkla yüz, boyun ve göğüs üst kısmına yayılır. Diğer belirtiler, çarpıntı, depresyon, cinsel isteğin kaybı, vajinal kuruluk, eklem ve kas ağrılarıdır. Hormon eksikliğine bağlı olarak, öksürme, gülme gibi eylemler esnasında birkaç damla idrar kaçırma da yaşanabilir. Nadiren de olsa, saç kaybı ve erkek tipi kıllanma, özellikle yüzde kıllanma görülebilir.

Menopozda cinsel yaşam etkilenir mi?
Bu kişiye bağlı bir durumdur. Östrojen eksikliği sonucu vajina duvarı incelme, vajinada kuruluk meydana gelebilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilebilir. Buna bağlı olarak, bazı kadınlarda sekse karşı isteksizlik ortaya çıkabilir. Bununla beraber, bazı kadınlarda menopoz sonrasında doğum kontrolü ile ilgili endişelerin sona ermesiyle birlikte seks yaşantısında düzelme görülebilmektedir.

Menopoz nasıl yorumlanmalı?
Buraya kadar yazdıklarımız menopozu tanımanız ve doğru yorumlamanız içindir. Menopoz, bir hastalık, eksiklik veya bir son değildir. Sadece yeni bir yaşam dönemidir. Maalesef bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan bir topluluk olarak, kimimiz menopozu "artık kadın olmadığı" düşüncesi ile bir utanç meselesi olarak yaşamakta, kimimiz ise, ateş basmalarını tanıyıp yönetemediğimizden eşimiz ve çocuklarımıza kırıcı davranmakta, hatta bazılarımız sırf bu yüzden çocuklarına şiddet uygulamaktadır. Menopozu tanımak, yönetmek ve yaşamınızda yeni bir dönemin başlangıcı olarak ele alıp yeni düzenlemeler yapmak için uzmanlarımızdan yardım alabilirsiniz.

 


ESTETİK VE GÜZELLİK:

Estetik Ameliyatlar

Ölümsüzlük, genç kalmak, yaşlanmayı durdurmak, insanlık tarihinden bugüne, bilim adamları ve araştırmacıların en çok ilgisini çeken alanlardan birisi olmuştur. İlk insandan bugüne, insanoğlu daha iyiye, daha güzele, sığlıktan zenginliğe doğru bir ilerleme içindedir. Ancak yaşlanmak demek, bir anlamda da bedenin dış görünümünde değişikliklerin başlaması ve bedensel kusurların ortaya çıkması demektir. Bu durum kişiden kişiye göre farklı anlamlar taşısa da, bazen bireyin fiziksel görünümünü kabul ediş biçimi ve yorumları , yani beden imgesi, kişiler arası ilişkiler kurmakta sorunlar yaratacak boyuta ulaşabilmektedir.

Görünüşünden veya beden imgesinden memnun olmayan birey, bir tercih olarak estetik bir cerraha başvurabilmekte ve kusurlu bulduğu beden bölgesinin, daha estetik ve düzgün bir görünüm kazanmasını isteyebilmektedir. Böylelikle de kendini beğenme, kimliğini geliştirme ve zenginleştirme, daha çekici olabilme, gibi duygusal ihtiyaçlarını tatmin edebilmektedir. Estetik ameliyatlara başvurular, günümüzde çığ gibi büyümektedir. Çünkü, gerek izlediğimiz televizyon programları, gerekse, gazete ve dergilerde gördüğümüz fotoğraflar, günümüz kadınına sürekli "genç, güzel ve ince olmalısın" mesajını vermekte ve kadını sürekli fiziksel görünüşü ile uğraşır hale getirmektedir. Kadın, yaşlandığında veya kilo aldığında artık kendini güzel bulmamakta, hatta kendini artık "kadın" hissetmemektedir. Öyle ki, günümüz kentli kadınının çoğu, hayatını kuaför, güzellik merkezi, spor salonu üçgeninde; diyetler ve zayıflama ürünleriyle geçirir hale gelmiştir. Fakat artık bu da yetmez olmuş ve estetik ameliyatlar da bu listeye dahil edilmiştir. Estetik ameliyatlar bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da bazı durumlarda ciddi hayal kırıklıklarına da yol açabilmektedir. Örneğin, kadınlarda hamilelik ve doğum sonrası kaçınılmaz değişiklikler olan, yağlanma ve sarkma gibi sorunlar, kadının kendi bedenine yabancılaşma duygusu yaşamasına, bedenini kabul etmekte güçlük çekmesine, kendi bedenini sevmediği için çoğu kez bunu eşiyle olan duygusal ve cinsel ilişkisine yansıtmasına yol açabilmektedir. Estetik cerrahi, kadının kendini çekici hissedebilmesi için kendi bedenine duyduğu güveni ve sevgiyi kazanmasında büyük destek vermektedir. Ancak estetik cerrahiye başvurmadan önce, birey kendisiyle ilgili değerlendirmesinin doğru olup olmadığını ve geçireceği ameliyat sonrası beklentilerinin gerçeğe uygunluğunu iyi değerlendirmelidir. Çünkü bazen asıl sorun görüntümüz değil, ifade bulamamış duygusal karmaşalarımızdır (Aslında incecik olan bir genç kızın sürekli kendisi şişman bulması gibi). Eğer problem kendimizle ilgili algımızda ise, hiçbir estetik müdahale bizi tatmin etmeyecek, hatta eskisinden daha ağır bunalımlara sebep olacaktır. Bu sebeple, geri dönüşü çok zor, hatta bazen imkansız olan, acılı ve pahalı bir yöntemi tercih etmeden önce, uzman bir psikolog ile görüşerek kendiniz, ilişkileriniz ve hayatınızla ilgili bir analizden geçmeniz faydalı olacaktır.

Yaşlanmayı durdurmak ve genç kalmak, duygularda, düşüncelerde ve yaşam alanlarında estetiği önemseyen bireyler için ihtiyaç olmaktadır. Yaşlı bireylere verilen "yaşam anlamlandırma" terapisinde, duygu, düşünce ve davranışlarında genç kalabilmiş bir bireyin bedensel olarak da gençleşerek duygu, düşünce ve davranışları ile bütünleşme ihtiyacı doğrultusunda terapist tarafından estetik cerrahi önerilebilmektedir. Diğer yandan, bazen estetik ameliyatla yaşamına anlam katabileceği, boşluk ve anlamsızlık duygularını bedeninde değişiklik yaparak giderebileceği yanılgısı bireye hakim olabilir ve ameliyat sonrası bir boşluk duygusu ve bunalım yaşanabilir. Bunu önlemek için, günümüzde bir çok plastik cerrah da bir psikoterapistin görüşünü almayı gerekli görmektedir.

Bugün psikoterapist, estetik cerrah ve hastanın yollarının kesiştiği noktadaki amaç, bireyin hem iç dünyasında hem de fiziksel görünümünde estetiği yakalama ve yaşamına estetik katma ihtiyacıdır. Eğer siz de değişen bedeninizden, fiziksel görünüşünüzden memnun olmadığınız halde ne yapmanız gerektiğini bilemiyorsanız veya estetik operasyon yaptırmayı istediğiniz halde "çevre ne der", "çocuklar nasıl karşılar" gibi endişeler taşıyorsanız, lütfen uzmanımızla görüşüp, kendinizle barışmak için bir adım atınız. Her ne kadar estetik cerrahi hayatımızın bir parçası olsa da, her ne kadar insan hayatına çok şey katsa da bezen sorunun tek çözümü değildir. Çünkü bazen çözüm, beğenmediğimiz vücut bölgemizi değil, o bölgeye dair düşüncelerimizi ve bakış açımızı değiştirmektedir. Öz saygıyı korumanın, kendini sevmenin, hayatı anlamlandırmanın başka yolları da olduğunu unutmayın.


 

 
 
Duru Kişisel Gelişim ve Psikolojik Danışma Merkezi, 8. Cadde (Bişkek Caddesi) No:129 Emek/ANKARA
Telefon: 0 . 312 . 213 9 213
29 Mart 2007'den beri
Site Meter
kişi ziyaret etmiştir.