Anasayfa

EVLİLİK VE EVLİLİK PSİKOLOJİSİ

Evlilik, son yıllarda belki de en çok zorlanan kurumlardan bir tanesi olmuştur. Evlilik, birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya başladığı yeni bir hayat dönemi olarak tanımlanabilir. Bu yeni hayat dönemi güzel olduğu kadar da stres yaratıcı olabilmektedir. İnsan hayatındaki her değişim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü değişimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır. Şöyle düşünün, farklı kültürlerden, farklı ailelerden gelmiş, farklı alışkanlıklara sahip iki kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları insan hayatında ne kadar radikal bir değişimdir. Yapılan araştırmalar da bunu desteklemekte ve evlilik, insan hayatımdaki en büyük stres kaynakları listesinin ilk beşinde yer almaktadır. Bu durumda kendinizi garip hissetmeniz gayet doğaldır. Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştığını unutmayın. Bunu böyle düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

Ancak bunun yanında yeni yaşamınızda bazı sorunlar da ortaya çıkabilir. Bu sorunlar hakkında bilgi sahibi olmak, olduktan sonra çözümlemek yerine, olmadan önlem almak, sebebiyet vermemek daha iyidir diye düşünüyoruz. Bu sorunlara bir göz atalım.....

SIK RASTLANAN EVLİLİK SORUNLARI:

İletişim kuramamak-Uzlaşamamak :

Bu problem gerçekten de çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya "nasılsa bir şey değişmiyor" deyip tartışmaz, içe kapanır ve diğerinden uzaklaşır ya da tartışır ancak herkes kendi söylemek istediğini söyleyip, karşı tarafı gerçekten dinlemediği için uzlaşamaz. Tartışamayan çiftler için durum daha kötüdür. Her iki taraf da boş yere diğerinin aklını okumaya ve tahminlerde bulunmaya çalışır. (örnek: Kadın:Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba bir başkası mı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim. Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılır mı, bu kadının bana hiç tahammülü yok.) Bu taktik genellikle felakete yol açar. Çünkü bir süre sonra, bireyler kafalarında yarattıkları bu tahminleri "gerçek" zannetmeye başlar ve diğerine karşı olumsuz duygular geliştirir. Oysa kadın ve erkek bilgi işleme süreçleri birbirinden o kadar farklıdır ki, birisinin diğerini tahmin etmeye çalışması nafile çabadır. Yapılması gereken, bir uzmanın yardımıyla (yardımsız yapılması zordur, çünkü bireyler birbirlerini "karşı taraf" olarak gördükleri için, birisinin önerdiğini diğeri reddetmektedir) birbirinin dilini öğrenmek ve düşünce tarzını kavramaktır.

Aldatma:

Bu sorun gerçekten de bir evlilikte tamiri en zor sorunlardan birisidir. Çünkü bir çok farklı duygusal tepkiyi bir arada barındırmaktadır. Eşe duyulan güvenin kabı, hayatının el değmezliği ve güvenlik duygusunun sarsılması , hala genç/güzel olup olmadığını sorgulama; kendine güvenin sarsılması, bundan sonra hayatını nasıl sürdüreceğine dair duyulan kaygı, vs. Tabi öncelikle bir karar verilmesi gerekmektedir; çiftler evliliği sürdürecek mi, yoksa ayrılacak mı? Bütün bu duygusal karmaşanın üstüne bir de karar verme zorunluluğu eklendiğinde durum daha da zorlayıcı hal alır. Bu gibi durumlar başlı başına bir travmadır ve iyi bir kriz yönetimi ile çözümlenmelidir. Bu da bir uzman yardımı ile sağlanabilir.

Evlilikte Üçüncü Şahıslar:

Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır. Maalesef batı literatüründe hiç olmayan, bize özgü bir durumdur "kaynana sorunu". Yeni evlenen çiftlerin erkeğin ailesinin evine yerleşmesi ve süregelen davranışları sergileyerek, mevcut yaşantının bir parçası olması gerekliliği bu sorunu doğurmaktadır. Çünkü her kadın kendi evinin "hanım" ı olmakta, evin kurallarını ve evdeki yaşam tarzını belirlemektedir. Ancak bir evde iki hanım olması, sorunlara yol açmaktadır ve çoğunlukla kaynanasıyla rekabet halindeki kadın, bu durumdan duyduğu sıkıntının acısını kocasından dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme gibi ) çalışabilmekte veya öfkesini çocuklarından (dayak vs)çıkartabilmekte ya da bu öfkeyi kendisine yönlendirebilmektedir (baş ağrısı, kol uyuşması, yutma güçlüğü, bayılmalar gibi). Bu sorunun üstesinden gelebilmek içinse, bireyin, kişisel alanı tanıma ve koruma, iletişim becerileri, duygusal boşaltım, çatışma çözümlemeleri gibi becerileri kazanması faydalı olacaktır.

Cinsel Sorunlar:

Evlilikle birlikte yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel yaşamın başlamasıdır. Ancak bazen bu bile başlı başına bir sorun odağı olabilmektedir. Mesela, tarafların ikisinin de tecrübesiz olması, daha önceden edinilmiş yanlış bilgiler bu konuda sorun yaratabilmektedir. Bu konuda en sık karşılaşılan sorunlar, vaginismus, ereksiyon problemi ve erken boşalma olmaktadır. Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri birbirinden uzaklaştırmakta, dışa yöneltmekte, hatta aldatmalara yol açabilmektedir. Cinsel doyum ve heyecanı dışarıda aramaya başlayan eşler bunu bazen zina bazen de duygusal olarak aldatmaya çevirmektedir. Duygusal aldatmalar ise, eşin yaptığı her şeyin göze batması , beğeni eksikliği gibi durumlar yaratır ki, bu da kavgaları kaçınılmaz kılar.

Vajinismus: Vajinismus, vajinal kasların istem dışı kasılarak cinsel ilişkiye girmeye müsaade etmemesi durumudur. Soruna neden olan etkenler çoğunlukla genç kızlık yıllarından itibaren cinsellik ve kızlık zarı hakkında bilinç altına yerleşmiş, korkutucu yanlış bilgiler, cinsel eğitim eksikliği, yaşanmış kötü cinsel tecrübeler, toplumsal baskılar olmaktadır. Bu durum, hasta ve eşi için oldukça sıkıntılı bir durum olmasına rağmen, bazen eşin duyarlı ve paylaşımcı yaklaşımı ile, bazen de hastanın bu olayın yakın arkadaş ve aileleri tarafından duyulmaması için büyük bir çaba harcaması ile aile içerisinde yıllarca saklı kalabilmekte ve çiftin bir süre sonra cinselliğe duyarsızlaşmasına yol açabilmektedir.

Vajinismus tedavisi zor bir rahatsızlık mıdır? Kesinlikle hayır, bu gün artık bu sorun hakkında doktorlarımız yeterli bilgi ve deneyime sahiptirler. Vajinismus gibi ağrılı cinsel ilişkiye neden olan (veya ilişkiye engel olan) rahatsızlıklarda, öncelikle temel kural, jinekolojik muayene yapılarak, ilişkiye girilmesine engel organik bir bozukluğun olup olmadığının kesin olarak belirlenmesidir.Tedavide başarıyı arttıran esas unsur, bu tür hastalıkların tedavi basamaklarında olmazsa olmaz kuralı olan jinekolog-psikolog ikilisinin ortak çalışmasıdır.

Erken Boşalma: Erken boşalma en yaygın cinsel işlev bozukluklarından biridir ve erkeklerin %14 ile %75'nin hayatlarının bir döneminde erken boşalma yaşamış oldukları bilinmektedir.Erken boşalmanın her zaman en önemli nedeni psikolojiktir ve genellikle cinsel ilişkinin kendisine yada cinsel ilişkideki partnere karşı duyulan kaygıya dayalıdır. Bazen, genç erkeklerde görülen erken boşalmanın nedeni cinsel deneyimin az olmasıdır. Bu konudaki deneyimleri arttıkça boşalmalarını kontrol etmeyi öğrenirler. Ancak, deneyim kazanmış olmasına rağmen, erkek orgazm olmasını kontrol edemiyorsa , neden muhtemelen psikolojiktir. Bu durumda cinselliğe karşı derinde yatan kaygı vb sebepler araştırılmalıdır.

Ekonomik Sorunlar:

Evlilik sorunlarının başında gelen konulardan birisi de ekonomik sorunlardır. Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma yada sorun yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir evliliğe göre daha fazla olmaktadır. Maddi olarak sıkışan çiftler bir savunma mekanizması olarak saldırganlıklarını birbirlerine yöneltebilmekte ve böylece eşler arasında gerginlikler, güvensizlikler ve suçlamalar doğabilmektedir. Dolayısıyla evliliğin geleceğini tehlikeye girebilmektedir. Burada ancak en sık görülenlere değinebilmiş olsak da, evlilik içerisinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir. Bunlar, sevgi azlığı, kurum içi demokrasi yokluğu, saygı azlığı , tarafların aileleri , eşlerin depresif düşünce modu , anlaşamamazlık , alkol ve kumar alışkanlığı, çocuk sorunları , Aile içi şiddet, ensest gibi çeşitlilikler gösterebilmektedir. Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir. Ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla sonuçlanır. Eğer sorununu kendiniz çözemeyecekseniz bir profesyonele başvurmaktan ve yardım almaktan çekinmemelisiniz.

 
 
Duru Kişisel Gelişim ve Psikolojik Danışma Merkezi, 8. Cadde (Bişkek Caddesi) No:129 Emek/ANKARA
Telefon: 0 . 312 . 213 9 213
29 Mart 2007'den beri
Site Meter
kişi ziyaret etmiştir.